28 Ocak 2009 Çarşamba

şu günlerde..

daha önce geçilmiş bir sınava girme. sürgün edilme olarak yorumlanabilme potansiyeline sahip taşınma. başkalarına ait yaşanmışlıklara sahip bir dört duvar arasında kendini geçici misafir hissetme. daha önce sorun olduğu gerekçesiyle olmayan internet bağlantısı sağlanınca mutlu olma. bir de o sorunun hemen çözülüvermiş olmasına, o teknolojiye ve insanın beyin gücüne şaşırma. yüksek bir binanın son katına çıkan merdivenleri bitirdiğinde bu yaşta yaşlandığını hissetme. periyodik olarak öksürme. öksürmekten uyuyama. bir şekilde uyanınca yine uyuyamama. media player'da şarkı listesi hazırlayıp hepsini dinlemeye vakit kalmayınca yarım kalmış hissetme. seneye bu zamanlar nerede ve nasıl olacağını bilmeme, merak etme, endişe etme. umut etme ve onu engelleyen hayal kırıklığı korkusu. ve daha kelimelere dökemediğim bir çoğusu..
yeter bu kadar şimdilik..

22 Ocak 2009 Perşembe

"biz büyür, dünya değişirken.."

Eğer bir gün kendimi sevecek olursam, çekip beni kolumdan de ki: "Çirkinim sanırken sen, aslında en çok da kendini sevmediğin için güzeldin.. Şimdi bu güzelliği geride bırakıp gitme.."

Kim diyecek bunu? Kim getirecek bu kelimeleri arka arkaya ve mahiyetine de tam manada vakıf olarak? Kime ithafen kelimeler damlatıyorum yine karmaşık düşüncelerim, dalgalı hislerim deryasından? Muhatabım kim? Kim beni yanlış bir yola girmek üzereyken ve hatta her girme teşebbüsümde kolumdan çekip döndürecek olan?.. O kadar güvendiğim ama güvenirken zerre şüphe etmediğim ve bu güvenimde benim yüzümü kara çıkarmayacak ve hatta her geçen zaman güvenini perçinleyecek olan kim? Kim bu kim olduğunu bilmediğim halde boşluğuyla sersem olup dalgalanıp durduğum? Kim?..
Ya da 'Kim?' diye sorarken aslında ne kadar da iyimserim.. Asıl, var mı ki böyle birisi?..

6 Ocak 2009 Salı

yine yeni yıl..

her yeni yılda, doğumgünlerinde,kandillerde.. bayramlarda ya da.. herkes birbirine iyi dileklerde bulunur klişe cümlelerle. 'yeni yılın sağlık, mutluluk, başarı getirmesi' dilenir öncelikle, hatta bol keseden atıp da 'her şey gönlünce olsun' diyenler bile çıkar. ne de olsa gerçekleşmeyecek canım! hatta gerçekleşme ihtimalini bir an olsun düşünecek ve velev ki gerçekleşmesi onun dilemesine bağlı olacak olsa, asla dilenmeyecektir bu dilekler. 'her şey gönlünce mi olsun? niye olsun ki canım, kimin her isteği oluyor ki şu dünyada? hem zaten benim bu dünyadan birikmiş alacaklarım var. onun niye her şey gönlüne göre olsun ki?' vesveseleri sarıverecektir fikirleri. neyse konuyu dağıtmadan diyeceğimi diyeyim. hep böyle güzel dilekler diliyoruz ama hiç gerçekleşiyor mu ki bunlar? her yeni yıl sağlık, mutluluk, başarı getiriyor mu? her şey gönlümüzce oluyor mu? hayır. hatta tam tersi bir gidişat söz konusu. ve ben böyle olmasını yani şu meşhur dileklerin bir türlü gerçekleşmemesini onların klişe cümlelerle ve samimiyetsizce dilenmiş olmasına bağlıyorum. çok mu iddialı ve de saçma? ama bence öyle. düşünmeden, anlamını idrak etmeden, 'öylesine' dilekler dilemesek mesela. klişe olmasa cümlelerimiz. belki o zaman da yeni yıllar, yeni yaşlar, bayramlar, kandiller; sağlık, mutluluk ve başarı getirmeyecek hayatlarımıza. ama en azından samimiyet ve saflık olmuş olacak. ellerimiz hepten bomboş olmayacak. ama sadece bu, yeterince iyi bir şey değil mi? çok sosyal mesajlı oldu bu yazı. oldu olacak yine sosyal mesajla bitireyim: 'yeni yıl geldi!' diye sevinmeli miyiz? geriye sayarak mı geçirmeliyiz giden yılın son saniyelerini? gidene, yitene bakmak yerine, gelenin aldatıcı güzellik vaatlerinde mi avunmalıyız? sevinmeli miyiz 'yeni yıl geldi!' diye? yaşlandık, ve her şeyden, en çok da kendimizden biraz daha uzaklaştık diye?..