iç ve hatta dış monologlarımın bir kısmını olsun hayata geçirebilsem hayatım nasıl olurdu ya da olmazdı onu merak etmedeyim şimdi. kuvvetle muhtemel kısa bir süreliğine. varsayımlar üzerinde kafa yorma çok da uzun süreli olamıyor çünkü, halihazırda 'acı' gerçekler ve gülle ağırlığında deneyimler varken.
küçük şeyleri kafama takma ve umulmaz derecede büyütme hastalığımın farkına vardım yine uzun bir aradan sonra. ama olsun; geçici de olsa bir süre rahat yaşamışım en azından demek ki. güzel.
işe yaradığını hissetmek, iyilik yapmak ve 'sıradan' görülen doğa olaylarına hayret etme yetisini yitirmemek en büyük mutluluk kaynaklarıymış. bu da son günlerimin sessiz gündemi ve tespiti işte. Malum ben 'sürekli kafasında bir şey olan ve teoriler yazıp kenara atan' birisiyim ya..
not: insanların benimle ilgili konuşurken söylediklerini kelime kelime hatırlarım. evet. :)