bilmeye can atacağımız ama bilmediğimiz, 'keşke hiç bilmeseydim' dediğimiz ama bildiğimiz, bildiğimizin ve biliyor olmamızın etkilerinin farkında olmadan bildiklerimiz, bilmek istesek de istemesek de hiç bil(e)meyeceğimiz gerçeklerin kıskacında, bilme'nin önemi zihnimde her geçen gün daha da büyüyor. çünkü bilmeyi hiç istemeyeceğim ama bildiğim zakkum renginde gerçeklerim var. ve de belki de bilmeyi çok isteyip de bir türlü bilmediğim deva mahiyetinde gerçeklerim. bir küçük bilişle, devirler kapatıp, devirler açmışlığım var. etkileri umulmayacak kadar büyük olan bilişlerim var; bir de etkilerini umageldiğim ama etkisiz, ya da etkisi vardıysa da bilmediğim; tepkisiz gerçeklerim var.
bilmek her zaman o kadar da mühim değil demek ki.. ya da benim için mühim olanlar başkaları için değil. bilmiyorum. hiç bilmiyorum. işte bilmek isteyip de bilemediklerime bir örnek daha. bu kadar yeter. anlaşıldı, tamam.
4 yorum:
neler oluyor? (in your mind)
good question:)
ah bi bilsem..
bir ağaç gövdesinden yapılmış ilan tahtasındaki bu yazıyı yoldan geçen biri okursa, kafası karışır, brşey anlamaz.
Ama yoldan geçen âşık kişi durup önce bakar, anlayamadığını görünce de "bilmek" kelimelerin çoğunun önüne sadece iki kelime getirerek satırların içindeki saklı cümleleri okuyabilir. Yazın işte o zaman anlam kazanır. Yoksa okuduğun gibi anladığın bir yazı sanat eseri sayılmaz ancak ilan tahtasında kayıp kedisini arayan birinin yardım çağrısı olur. Önemsenmez.
Kutlarım.
P.S O iki kelimenin ne olduğunu sormayınız, bırakınız herkes kendine uyn iki kelime koysun önüne.
5 yıl önce yazılmış olan bir yoruma şimdi cevap vermek her ne kadar abesle iştigal edecek olsa da, teşekkür ederim. yorumunla zenginleşmiş yazı.
Yorum Gönder