20 Mart 2009 Cuma

"the ways of God are strange"

sonunda başardım! bir ankara ilk yazının ilk zamanlarının yağmurlu ve kasvetli bir günü, ki kendisi tam olarak 13 mart 2009'dur, kütüphaneye sadece kitap okumak için gidip, odtü yeşillikleri manzaralı B3 kırmızı koltuklarından birine gömülüp iki saat boyunca kitap okudum. bana kalsa yapamazdım. gayriihtiyari oldu bu. tıpkı hayallerimden biri olan ılık ve sağanak bir yağmura yakalanıp sırılsıklam olmam gibi. o da beklenmedik bir anda ve isteğim dışında olmuştu. hayalini kurduğum şeyleri benim aklımdan geçmeyen anda karşıma çıkarıveriyordu kainattaki hiçbir şey, "bir yaprağın yere düşmesi dahi" kendisinin hakimiyeti ya da izni dışında olmayan..
böyle olması daha güzeldi aslında. en güzeldi. hayatımın her karesinin attığım her adımın sadece benim kontrolümde olmadığını, acizliğimi bana göstermenin daha şefkatli ve güzel bir yolu olabilir miydi ki? Asla. O, bana hayallerimi ummadığım zamanlarda, olması gereken zamanlarda, en güzel zamanlarda karşıma çıkararak, benim acizliğimi ve O'nun büyüklüğünü bir kere daha yaşama fırsatı veriyordu. şükürdü O'na. sonsuz şükür.

1 Mart 2009 Pazar

who are you?

üniversite hayatımdaki son dönemin bir eğitim bilimleri dersi olan ilk 'rehberlik' dersinde yumuşak huylu hocamızın "who are you?" sorusunu pek kaale almadım önce. malum, derse zorunda kalmadıkça katılmayan bir arka sıra öğrencisiyim ya. ama sonra hoca boş kağıtlar dağıtıp kendimizi tanımlayan on cümle yazmamızı istedi. kısacık bir dumur anı. öğretmen olmama ramak kalmış olmasının da etkisiyle şu günlerde aklımın içinde gezinip duran 'orjinal öğretmen' profiline tam da cuk oturan bir hareketti bu. dersi sıkıcı olmaktan çıkarıp varoluşu sorgulatma ve kendini tanıma aracı yapıvermişti. hocamı takdir ettikten sonra içimden bir ses dedi ki 'sığmaz ki'. kendimi on cümleye nasıl sığdırayım. malumunuz kendimi fazlaca önemseme gibi bir huyum var bir çok insanoğlu gibi. ama sonra keşfettim ki tek bir cümleye bile sığabilirim. az önce değil miydim cümlelere varlığını sığdıramayacağı hissiyatına kapılan? bu kadarcık kısa bir sürede yine çelişki. yazmaya başladım. bir çokları çoktan bitirmişti bile yazmayı. kısa ve öz cümlelerle. bense uzun ve devrik cümleler kuruyordum. kendimle alıp veremediklerimin fazlaca olması sadece buradan bile zahirdi.
tek cümleyle özetleyiverdiğimin kendim değil; 'insan' olduğunu farkettim hemen sonra. kendi acizliğinin farkında olan bir insanın tüm insanoğlunu kapsayan 'insan' tanımı. aslında hepimiz tek ve aynı şeyiz. ama bunun tam zıddı olarak her birimiz de biriciğiz. anlatmaya çalıştığım şeyi tanımladığından emin olamadığım ama en uygun bulduğum 'çelişki' var oluşumuzun temelinde vardı velhasıl.
yine beyin fırtınası ve onca çabalarla gidilen bir arpa boyu yol. ama beni düşündüren'e ve kendimi bildiren'e şükür. sonsuz şükür..