sabah saat 8.00. kalk, geç kaldın! gözlerini ıslat ki uykun açılsın. ne giyeceğini düşünmekten tüm sıkılmışlığınla eğer dün geceden karar verebildiysen karar verdiklerini, verememiş sabaha ertelemişsen eline geçen şeyleri giy. kahvaltı etmeden, ve hatta bunu aklından bile geçirmeden, yani ki güzel bir günün büyük bir ayrıntısı olan kahvaltıya vakit bulamadan zor şekle giren saçlarına şekil vermeye çabala. oldu gibi olunca ayakkabılarını giy. hala kışsa çizme. aman onları da hem giymesi hem çıkarması bi' dert. sonra koşar adım çık. yurdun merdivenlerini 2şer 3er in, sonra "8.40 merdivenleri"ni aynı şekilde çık. eyvah tam sen yaklaşmışken ring kalktı. kaçırdın. senin gibi son dakikacıların oluşturduğu neredeyse diğer durağa kadar uzanan 8.40 kuyruğunun sonuna eklen. onun bir parçası ol. diğer ring geldi. iyi bari. oturacak yer de varsa bugün çok şanslısın. mantığını bir türlü anlamadığın ve her seferinde sinir olduğun biçimde gideceğin yerden bir durak önce in. geri kalanını yürü. derse geç kaldın tabii ki. 5-10 dakika arasıymış, o kadar da önemli değil o zaman. neyse kapıyı tıklat ve arka kolçaklı sandalyelerden birine yerleşmeye çabala. onlardan bir tanesine sığabilmek de nasıl olacaksa! neyse.
saat 16.30! daha giyinip, zor şekle giren saçınlarına şekil verip bir de yemek yiyeceksin. bunların hepsi 17.15'e kadar olacak hem de. olacak olan şu ki: ancak 17.00'de, senin deyiminle 5te kantinde olacaksın, 5 dakika eli ağır olan kantincilerden iki çeşit yemek alman sürecek. bir sulu yemek ve pilav. ikisinden biri yarım porsiyon. neyse bu kadar ayrıntıya girmeye gerek yok sanırım. 10 dakikada almış olduğun yemekleri neredeyse çiğnemeden yutmak suretiyle midene indireceksin. ama sanki o pilav midene inmemiş, tam gırtlağının orada bir yerlere takılmış gibi hissedeceksin. bu hisle koşturmaya devam. neyse ki 17.17 gibi bir saatte olman gereken yerdesin. bu da geç kalmak sayılmaz zaten.
kurstaki dersleri kendini tamamen vererek ve not alarak dinlemeye çalışacaksın. dersin sonuna doğru hafif bir baş ağrısı çekiyor olsan da, başaracaksın da. kurs bitti. ama dur daha sevinme hemen. eğer hoca biraz geç bıraktıysa sağı solu belli olmayan 417'ye yetişmek için çeşitli denklemler kurup %99.9'unda başarısız olacaksın. sonuç: yarım saat dikilmek ve 417 beklemek. çok fazla boş zamanın varmış gibi! bir şekilde yurduna dönmeyi başladığında saat epey geç olmuş olacak ve sen yorgun olacaksın.
yastığınla ve yorganınla buluştuğunda ise kararlaştırılmış yatma saatini az da olsa geçirmiş olcaksın. koş-durma-ca'nın etkisiyle aşırı yorgun da olsan uyuyamacaksın. yüzlerce düşünce kafanda, ilk önce kendilerinin düşünülmesi için yarışa girecek adeta. oradan oraya atlayıp duracaksın en son gelecek kaygısında karar kılmak üzere. yani ki koş-durma-ca'nın stresini uzaklaştırmak için düşünmeye başladığın şeyler seni iyiden iyiye kaygılandırıp uykunu iyice kaçıracak. yatakta dönmek pek bir işe yaramayacak. yastığın ısınan yüzünü değiştirip soğuk tarafına yanağını yaslayacaksın. böyle daha iyi. bir kez, ama bir kez de, kafamı yastığa dayar dayamaz uyumayı başarabilsem diye hayıflanacaksın. sonra ne düşünsem de uyusam diye düşünürken, bir yerde, bir an kendini uykuya bırakacaksın.
ama o da ne, sabah saat 8.00. kalk, geç kaldın!
...
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder