28 Kasım 2008 Cuma
ilk buket çiçek*
'öğretmen' olarak geçirdiğim ilk öğretmenler gününde, ilk öğrencimden aldığım, hayatımdaki ilk buket çiçekciğim var yanıbaşımda. ilk'e dair bu kadar çok şeyi aynı gün yaşamış olmak hayatın güzelliklerinden yalnızca biri. yağmura yakalanıp bir güzel ıslanmam da aynı güne rastlıyor hatta. buketi elimde en az ıslanıp çiçeklerin zarar görmeyeceği şekilde tutmaya çalışarak yağmurda koştum. kulağımda f.d, boş ders şarkısı. günün anlam ve önemine pek uymuyor ama olsun. zaten ben bağıra bağıra söyleme potansiyeline sahibim o şarkıyı hala daha: 'elde var sorular, gözyaşları, boş umutlar; hesaplar tutmaz tutmaz hocaaaamm!!..' dizesi, ağır basan öğrenci yanımı bu kadar yansıtırken. neyse ben şu ilk buket çiçekciğime dönmek istiyorum. ilk olmasından dolayı zaruri 'özel'liğinin yanısıra, renkleri de çok güzel. sarı ve mor. iki kontrast renk. öyle ya hem mutluluk hem burukluk bu buket benim için, mutluluğu ağır bassa da. şimdi solmaya yüz tuttu ama. tıpkı tüm mutluluk ve burukların da önünde sonunda solmaya yüz tuttuğu-tutacağı gibi.
25 Kasım 2008 Salı
hüzün mevsimi sonbaharda mutluluk*
odtü'de sonbaharın çok ama çok güzel olduğu günlerdeyim. odtü'de sonbahar bu yıl mı çok güzel yoksa bu yıl burada son yılım olduğu için mi bana öyle geliyor diye düşünüp cevabını bulamadığım günlerdeyim. sağanak, ılık bir yağmurda gocunmadan sırılsıklam ıslanmak gibi bir ütopyam varken ben, aniden yağmura yakalandığımda neredeyse şikayet ettiğim günlerdeyim. ama sonra, tam istediğim şartlarda olmasa da bir şekilde bir hayalimin gerçekleşmiş olduğunu farkedip aniden mutlu olduğum günlerdeyim. uzun zaman sonra, küçük şeylerle dahi olsa mutlu olmayı başardığımda şaşırdığım günlerdeyim. bu şaşırmama da içten içe kızdığım günlerdeyim. sonuç olarak şu hüzün mevsimi sonbaharda, güneş ışıklarının yeryüzüne en kısa süre vurduğu günlerde,yağmurla birlikte yere düşüşleri hızlanan sarı yapraklarla, mutlu olunabiliyormuş bunu gördüm, mutlu oldum ve şaşırmadım da bu sefer. işte öyle.
:) --> mutluluk simileysi
:) --> mutluluk simileysi
17 Kasım 2008 Pazartesi
vehim..
şüphesiz vehimlerin hepsi acıdır da, en acı olanı aşkın vehmi olsa gerek.
vehme meyli bu kadar çok yaratılışımla ben. gözlerimi gerçeklere kapatıp sadece içimdeki, beni bunca uçurumlara sürükleyen, susturmayı bir türlü başaramadığım o kör noktaya açmışlığımla. kendi kendimi, yine kendim icat ettiğim pişmanlıkların içine atan ben. kendi zihnimde yarattığım, ama olmayan ve dahi hiç olmamış olan bir aşkın zehirli sarmaşıklarıyla sarılmış olan ben. halihazırdaki gerçeklerle geç yüzleşmişliklerimi düşünürken, bu kadarı dahi fazla diye hayıflanırken,yüzleşemediğim yeni gerçeklerin vehimlerinin gölgesinde avunaduran ben.
o kocaman vehimlerim, geniş zamanlarına yayılıp, yüreğimi tutsak düşürürken. ben.. nihayet! gerçeklerle yüzleştiğimde tüm varlığı parçalanıp, hiç ait olmadığı yerlere dağılan kırık döküklüklerden ibaret kalan ben.. zamansızlığın, mekansızlığın, umutsuzluğun ve anlamsızlığın tam ortasında olan ben.. şimdi düşündükçe,aradıkça, hissettikçe, nefes aldıkça canım acıyor.......
vehme meyli bu kadar çok yaratılışımla ben. gözlerimi gerçeklere kapatıp sadece içimdeki, beni bunca uçurumlara sürükleyen, susturmayı bir türlü başaramadığım o kör noktaya açmışlığımla. kendi kendimi, yine kendim icat ettiğim pişmanlıkların içine atan ben. kendi zihnimde yarattığım, ama olmayan ve dahi hiç olmamış olan bir aşkın zehirli sarmaşıklarıyla sarılmış olan ben. halihazırdaki gerçeklerle geç yüzleşmişliklerimi düşünürken, bu kadarı dahi fazla diye hayıflanırken,yüzleşemediğim yeni gerçeklerin vehimlerinin gölgesinde avunaduran ben.
o kocaman vehimlerim, geniş zamanlarına yayılıp, yüreğimi tutsak düşürürken. ben.. nihayet! gerçeklerle yüzleştiğimde tüm varlığı parçalanıp, hiç ait olmadığı yerlere dağılan kırık döküklüklerden ibaret kalan ben.. zamansızlığın, mekansızlığın, umutsuzluğun ve anlamsızlığın tam ortasında olan ben.. şimdi düşündükçe,aradıkça, hissettikçe, nefes aldıkça canım acıyor.......
4 Kasım 2008 Salı
aferin
insanlar hata yapıyor. affediyorum. unutuyorum.
kendim hata yapıyorum. affetmiyorum. unutmuyorum.
bir de bunu farkettiğim için, kendime kızıyorum.
kendim hata yapıyorum. affetmiyorum. unutmuyorum.
bir de bunu farkettiğim için, kendime kızıyorum.
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)